Duygusal Zeka

Neden Böyle Bir Eğitim?

Duygusal zeka nedir?

İnsanın kendi duygularını tanıması, isimlendirmesi, çevresindeki insanların duygularını anlaması ve olumsuz duygularını yönetebilmesidir. Duygusal zeka, insanların çevreyle ilişkilerini düzenlemelerine ve kendi kendilerini harekete geçirmelerine yardım eder.

Yapılan araştırmalar, zekanın başarıyı % 20 etkilediğini, buna rağmen duygusal zekanın iş, çevre, aile ve sosyal hayattaki başarı konusunda daha çok belirleyici olduğunu göstermektedir.

Bu sebepledir ki; örneğin okuldaki derslerinde çok başarılı ve zeki olan çocukların duygusal zekaları gelişmemişse, hayatta da başarılı olacağını zannetmek bir hatadır. Hayatın özünün “ilişki yönetimi” olduğu bir ortamda beyinsel (entellektüel) zeka`dan daha çok duyguları tanıma ve yönetmekle ilgili olan duygusal zeka önem kazanmaktadır. Zekası yüksek bir insan, insanlarla dengeli ilişki kuramıyorsa ve sosyal ilişkilerinde başarısız ise o kişinin başarılı olmasını sağlayacak olan “ilişki yönetimi”n de nasıl başarılı olacaktır?

Diğer önemli olan bir nokta ise zeka, oldukça zor değişen bir değişken olmasına karşın, duygusal zeka ve duygusal olgunluğun geliştirilmesinin mümkün olduğudur. Duygusal zeka, esas olarak iki yetkinliğin bileşkesidir. Bu yetkinliklerden birincisi kişisel yetkinlik, ikincisi ise sosyal yetkinliktir.

Kişisel yetkinlik, kişinin kendi iç dünyasını tanıması, tercihlerini yapabilmesi, sahip olduğu kaynakların ve gücün farkında olması ile ilgilidir. Kişisel yetkinlik, duygusal farkındalık gerektirir. Bir diğer ifadeyle, kendini değerlendirme, güçlü ve zayıf yanlarını tanıma, kişinin yetkinliklerinin farkında olmasıdır duygusal farkındalık.

Sosyal yetkinlik ise kişinin dış dünya ve çevresiyle olan ilişkisinin kalitesi ile ilgilidir. Kişinin başka insanların duygularını ve bakış açılarını farketmesi, bu konuda duyarlılık geliştirmesi ve onların kaygılarıyla, yargılamadan ve savunmaya geçmeden samimi olarak ilgilenmesidir. Bu sebeple de, kişinin başka insanların duygularını, ihtiyaçlarını ve kaygılarını anlayabilmesini ifade eden “empati” sosyal yetkinlik içinde çok önem kazanmaktadır.

Hayat; “ne olduğunuza” değil, olaylar ve sorunlar karşısında “nasıl davrandığınıza ve nasıl düşündüğünüze” bakarak sizi ödüllendiriyor. Bu ödüllendirmenin merkezinde ise kişinin kendisini tanıması, duygularını isimlendirmesi, anlamlandırması, sınırlarını bilmesi, başka insanları anlayacak empatik davranış içinde olması anlamına gelen “duygusal zeka” yatmaktadır.

Ev ortamında başlayıp okul ortamında gelişen, iş ve sosyal çevrede olgunlaşan duygusal zeka, eğer kişide zayıf ise bu konudaki eksiklik o kişinin davranışlarına yansır. Duygusal zekası düşük insanlar; okuldaki derslerinde ne kadar yüksek başarıya sahip olurlarsa olsunlar, hayatta başarılı olmaları çok zordur.

Duygusal zekası yüksek insanlar;

  • İletişime açıktır ve kolay iletişim kurarlar.
  • Özgüveni ve özsaygısı yüksektir.
  • Duygularını açıkça ifade ederler.
  • Duygusal olarak esnektirler.
  • Davranışlarını kontrol ederler.
  • İyimserdirler.Yaptığı işten ve hayatından oldukça memnundurlar ve bu memnuniyetini çevresine de yansıtırlar.
  • Başkalarının duygularına duyarlıdırlar.
  • Kendilerine güvenirler.
  • Korku, kızgınlık, suçluluk, çaresizlik, cesaretsizlik gibi olumsuz duyguların esiri olmazlar.
  • Kendi kendilerini motive ederler.
  • Özdenetimi yüksektir ve kendi kendilerini kontrol ederler.
  • Enerjiktirler, meraklıdırlar ve öğrenmeyi severler.

Her insanın sahip olduğu duyugusal zekası, kendisini ve ilişkilerini yönetim biçimini, insanlarla ve çevresindekilerle olan ilişkisini doğrudan etkileme, hayatta mutlu ve başarılı olmasını belirleme gücüne sahiptir.

Bu program, okullarda görevli yöneticilerin ve öğretmenlerin “hayat enerjilerini yükselten, motivasyonlarını arttıran, sahip oldukları motivasyonu ortaya çıkararak sınıf içi iletişimin kalitesini arttırma adına kullanma imkanı veren ve daha mutlu bir eğitim yaşamı için yönetici ve öğretmenlere kullanabilecekleri iletişim ve yönetim araçları sunan” bir program olup,  Lider Öğretmen Eğitim Seminerleri Projesi”  kapsamında hazırlanmıştır.

Not: “Öğrencileri Etkileyen, Heyecan Yaratan, İz Bırakan ve Fark Yaratan Lider Öğretmen Eğitim Seminerleri ve Profesyonel Konuşma Programları”, okullarda ve diğer eğitim kurumlarında görevli öğretmenler ve yöneticiler için süre olarak 1 günlük seminerler, yada isteğe bağlı olmak üzere sayıca çok geniş katılımcı gruplarına yönelik 2 saatlik yada içeriği geniş tutularak 1/2 günlük konuşma programları olarak organize edilmekte ve İlhan Ürkmez`in ilgi uyandıran ve profesyonel  anlatımıyla sunulmaktadır.

“Duygusal Zeka: Öğretmen Öğrenci İlişkilerinde Duyguların Dili Ve Yönetimi” Eğitim Seminerinden Bakış Açısını Değiştiren Temel Mesajlar:

  • Bir öğretmen olarak en iyi olanı arzulayıp, en kötüyü bekleyerek ve sonucu değiştirecek davranış göstermeyerek fark yaratamazsınız.
  • İnsan ilişkilerinde olduğu gibi öğretmen-öğrenci ilişkilerinde de seçilmiş tepkiler, seçilmiş karşılıkları doğurur; seçilmemiş, gelişigüzel tepkiler ise seçilmemiş ve gelişigüzel tepkileri doğurur.
  • Eğitmek, doğru tepki vermektir. Çocuklara örnek olan ve onları doğru zamanda en doğru şekilde yönlendiren öğretmenler ise sonucu değiştiren kişilerdir.
  • Akıl, duygusal zeka olmadan verimli çalışamaz. Mutlu ve doyumlu bir yaşam ve başarı için duyguların dilini öğrenmek ve duyguları yönetebilmek gerekir.
  • İnsanları seçimleri yönetir ve insanlara zarar veren her zaman başlarına gelen değil, başlarına gelen olaya verdikleri tepkilerdir.
  • yüzyılda çözüm; yanlış şeyleri daha fazla yapmak değil, doğru şeyleri farklı yapmak olmalıdır.
  • Bizler eğitim sistemimizi fastfood modeline uydurmuşuz. Hep ve sürekli aynı standartlarda aynı hamburgeri yiyoruz. Fastfood modelli eğitim sistemi bizleri standardize ederken, maalesef yaratıcılığımızı öldürüyor ve enerjimizi yeteneğimizin olduğu ve fark yaratabileceğimiz doğru yerlere kullanmaktan alıkoyuyor.
  • İnsan yetenekleri, doğanın kaynakları gibidir; genellikle çok derinlerde gömülüdürler. İyice aramak gerekir. Ortalıkta, yüzeyde durmazlar. Ortaya çıkabilecekleri ortamın hazırlanması gerekir. Tahmin edebileceğiniz gibi bunun yolu eğitimden geçmektedir. Ama maalesef sıklıkla geçmez.
  • Beyinde gerçekleşen işlemlerin büyük çoğunluğu düşünerek değil, duyguların etkisi altında gerçekleşir.
  • İnsan beyni evrim süreci içinde, hayatını kolaylaştıran “şey”lere yönelmek, zararlı görünenlerden de kaçınmak üzere yapılanmıştır.

 

WhatsApp ile Bilgi Alın!