Farkındalığı Arttıran ve İz Bırakan Eğitim

Neden Böyle Bir Eğitim?

İçinde yaşadığımız yeni yüzyıl, öncesinden farklı yeni bir anlayış, tutum, davranış, iletişim dili ve ilişki biçimi gerektiriyor. Bugünün dünyası parmağıyla sorunları işaret edip arkasını dönüp gidenleri değil, yapıcı bir tarzda ve çözüm odaklı olarak sorumluluk alanları ödüllendiriyor.

Şartlar değişirken ve insanlar bu şartlara göre değişim geçirirken, öğretmenlerin değişmemek ve daha donanımlı hale gelerek kendilerini geliştirmemek gibi bir lüksleri olamaz.

Hayatındaki başarınız ve hayat kaliteniz, insanlarla kurduğunuz ilişki tarzınızdan ve günlük iletişim dilinizden sanıldığının aksine çok fazla etkilenir. İletişim dilinizin kalitesi, hayatındaki başarınızı ve hayat kalitenizi belirleyen bir güce sahiptir.

İletişim beceriniz; başkalarıyla iletişiminizde elinizde ki balonu şişirirken içine üflediğiniz hava gibidir. Balon nasıl ki hava üflendikçe şişer ve genişlerse, iletişim yeteneğiniz ve ilişkinizin kalitesi de sizin yaşam kalitenizin gelişmesine aynı etkiyi yapar. İletişim yeteneğiniz ve ilişki geliştirme beceriniz hayat kalitenizi ve iş hayatındaki başarınızı olumlu yönde etkiler ve belirler.

İletişim yeteneğinizin kalitesi ve sonuçları basit bir matematik denkleminin işleyişine benzer. Sonucu altı olan bir denklemin ilk yarısındaki değişkenlerin ne olabileceği ne kadar belliyse ve biliniyorsa, aynı şekilde iletişim becerisi zayıf olan bir kişinin ilişki denkleminin sonucunun ne olacağı da o kadar bellidir ve bilinir. Birinci tarafındaki değişkenlerin olumsuz olduğu bir denklemin sonucu hiç bir zaman olumlu olmaz, fakat her zaman olumsuz olur. Denklemin sonucunu belirleyen girdiler, o denklemin sonucunu olumlu yada olumsuz yönde etkileyerek belirleyen en büyük güce sahiptir.

İnsanlar, kendilerine ne kadar değer verildiğini görmedikçe ve kendilerinin ne kadar önemsendiğini anlamadıkça sizin ne olduğunuzla ve ne bildiğinizle hiç ilgilenmezler. Onlar için önemli olan ne kadar değer gördükleri ve ne kadar önemsendikleridir. Önemsenmek ve değer görmek ilişkilerin beklenti ayağını oluşturan bir sırdır ve ancak yapıcı bir iletişim dili ile gerçekleştirilir. Bu sır, insan ilişkilerinde sahip olunması gereken tutum ve davranışların altın anahtarıdır. Sırrın gücü içinde, ne yapabileceği ise açacağı kapının öneminde gizlidir.

İlk düğmesi yanlış iliklenmiş ceketin görüntüsü giyende ve bakanda nasıl rahatsızlık oluşturuyorsa, yeterli iletişim yetkinliğinde ve donanımında olmayan bir insanın iletişim dili de benzer rahatsızlık oluşturur. Kişinin kendisi bu durumdan rahatsız olmasa bile, iletişimde bulunduğu diğer kişilerin huzursuzluk yaşamaları ve rahatsız olmaları kaçınılmazdır.

Her insanın sahip olduğu iletişim bilgisiyle belli bir davranışı yapma özgürlüğü kadar, o davranışın sorumluluğunu da üstlenme yükümlülüğü vardır. İletişim dili; kişinin söyleyeceklerini, nasıl söyleyeceğini ve davranışlarını belirler. Kişi, neyi düşünüp neyi düşünmeyeceği, neyi söyleyip neyi söylemeyeceği, nasıl söyleyeceği ve iletişimde bulunacağı konusunda özgür olduğu için, her insan iletişim becerilerinin sonucundan da sorumludur.Bu sebeple; iletişimin sorumluluğu yapana aittir.

İnsan, iletişim dilinini geliştirir ve olması gerektiği şekle getirerek ileri düzeyde bir duyarlılıkla kullanırsa, düşünceleri ve davranışları da otomatikman değişir. Bu değişimin sonucunda ürettiği sonuçların kalitesi de değişir.Yapılan işin ve ilişkilerin sonucunun kaliteli olması o insanın hayatını daha bir anlamlı yapar. Sonuç olarak; sadece o kişi değişmez o kişinin iletişimde olduğu başka kişiler de değişir, değişim sadece orada sınırlı kalmaz kişinin içinde yaşadığı aile ve çalıştığı şirkette değişir.

Her insan etkileşim içinde olduğu insanları olumlu yada olumsuz etkiler ve aynı insanlar tarafından da  olumlu yada olumsuz etkilenir. Bu etkileşimler neticesinde “varsın ve önemlisin” ya da “yoksun ve önemsizsin” mesajları alınır ve verilir.Hiç kuşku yokki, iletişimi “yoksun ve önemsizsin” mesajı öldürürken, “varsın ve önemlisin” mesajı ise güçlendirir.

Her insanın etkileşim içinde iletişimde olduğu insanlar üzerinde kendi adına açtığı, aynı insanlar tarafından da kendi üzerinde onlar adına açılan fakat görünmeyen ama hissedilen ve yaşanan aktif bir “Duygusal Banka Hesabı” mevcuttur. Her iletişimimizde ve etkileşimimizde, karşıdaki insanda olupta bize ait olan hesabımıza ya yatırım yaparız yada hesaptan çekeriz.Karşıdaki insanda “Duygusal Banka Hesabı” mızı doldurmak; “varsın ve önemlisin” mesajı vererek ona olumlu duygular yaşatmakla ve onda değerli olduğu duygusu yaratmakla mümkündür.Bu hesabı dolu olan insanlar mutludurlar, kendilerini iyi hisserler, seçilmiş davranış gösterirler, sıradışı etki yaratarak sıradışı yaşarlar, iş ve sosyal hayatlarında da başarılı olurlar. Hesabı boş olanlar ise kendilerini kötü, değersiz ve mutsuz hissederler, iş ve sosyal hayatlarında ise başarısızlığa davetiye çıkarırlar.

Duygusal Banka Hesabı`ndaki ilişki sermayeniz bir banka hesabı gibidir ve uzun vadeli yatırımlardan oluşur; diğerlerini destekler ve başarılı olursanız hesabınız artar ve başkalarına karşı çıkıp gerginlik yaratırsanız hesabınız eksilir. İletişimde ve ilişki içinde olduğumuz insandaki bize ait ve aynı şekilde bizde olupta ona ait olan Duygusal Banka Hesaplarımız dolu ise yaşanan ilişki her iki tarafı da mutlu eden sağlıklı bir ilişkidir.

Hesaba yatırım yapmak tek taraflı bir işlem değildir. Karşıdaki insanda olupta bize ait olan hesaba yatırım yapmak, aynı zamanda ona ait olupta bizde olan hesabın da dolmasını ve güçlenmesini sağlar.Çünkü ilişkiler döngüler üzerine kurulur, biçim ve işlerlik kazanır.Olumlu bir adım, olumlu bir karşılık; olumsuz bir adım ise olumsuz bir karşılık doğurur ve bu yönde bir döngüye neden olur.Bu sebeple; her iki hesaba da yapılan yatırımlar, karşılıklı olarak her iki insanı da güçlendirir, cesaretlendirir, yakınlaştırır ve sağlıklı bir etkileşimin yolunu açar.Fakat, tersi bir durumda kalınarak hesaptan çekilen durumlar ise bu ilişkiye taraf olan insanları güçlendirmez, yakınlaştırmaz ve sağlıklı bir ilişkiye zemin hazırlamaz.

Bizler bu şekilde, her gün ve her saat farkına varmasakda etkileşim içinde olduğumuz insanlardaki bize ait olan hesapları dolduruyor yada boşaltıyoruz. Aynı şekilde, başkalarına ait olupta bizde olan hesaplarında dolduğuna veya boşaldığına tanık oluyoruz.Yaşadığımız hayatın içinde her an ve her zaman bu hesaplar aktif olarak işliyor; bazıları doluyor, bazıları boşalıyor, hatta bazıları da sıfırlanarak kapanıyor.Burada önemli olan ve görülmesi gereken en büyük gerçek ise şudur; bütün bunların hepsinden oranları azda olsa çokda olsa önce biz sorumluyuz.Bu sebeple; herkes kendisine ait olupta başkalarının üzerinde olan hesaplarının artırılması ve dolması için yapması gerekenlerin sorumluluğunu almalı ve bu sorumluluğa uygun davranış geliştirmelidir.

“Duygusal Banka Hesabı” nasıl dolar ve nasıl boşalır?

İlişkilerde “sen varsın ve önemlisin” düşüncesi temelinde olumlu yaklaşım ve olumlu duyguları paylaşım, ilgi gösterme, değer verme ve takdir etme hesabı doldurup ilişkiyi güçlendirirken, “sen yoksun ve değersizsin” düşüncesi temelinde olumsuz yaklaşma, ilgi göstermeme ve takdir etmeme ise hesabı boşaltarak ilişkiyi zayıflatmakla kalmayıp, ilişkiyi bağlılık ve sadakat kriterlerinden uzaklaştırarak sorunlu bir ilişki yapmaktadır.

İletişimde karşı tarafa olumlu mesaj vermek, ilgi göstermek ve takdir etmek iletişimi güçlendirmekle kalmıyor, aynı zaman da yakınlaşmayı sağlıyor, anlama ve anlaşılmayı kolaylaştırarak “anlaşılma ihtimalini” de artırıyor.Bu sebeple; olumsuz mesaja karşılık olumlu mesaj vermek önem arzediyor, hatta karşıdan alınan bir olumsuz mesaja karşılık birden çok olumlu mesaj vermek gerekiyor.Bunu yapmak içinde ilk yapılması gereken şey yanlışları yakalamak değil, doğruları yakalamak ve karşı tarafa öncelikle neyin yanlış olduğunu değil, neyin doğru olduğunu söylemek önem kazanıyor.

Olumlu olmak ve karşı tarafa  olumlu geribildirimler vermek ve neyin yanlış olduğunu değil, neyin doğru olduğunu söylemek yanlışların görmezden gelinmesi ve her şeye olumlu bakılması gerektiği anlamına gelmez.Çünkü yanlışları ve sorunları görmezden gelmek de tehdit ve engel­leri yok sayarak, yaşanacak problemlerin ertelenmesine ve bü­yüyerek karşımıza çıkmasına yol açar.Bu sebeple; olumlu geribildirim, övgü ve takdir mutlaka gerçek temellere dayanmalıdır ve yanlışlar yakalanarak değil, insanları doğru bir şey yaparken yakalayarak verilmelidir

O halde daha mutlu ve doyumlu bir hayat yaşamak için yapılması gerekenleri şu şekilde özetleyebiliriz; birincisi her şeyden önce “Duygusal Banka Hesabı”nızı doldurmak için gerekenleri yapın, ikincisi ilişkilerde her zaman yanlışları değil doğruları yakalayın, üçüncüsü iletişim bilginizi artırarak iletişim becerilerinizi geliştirin, dördüncüsü insanlarla olan ilişkilerinizde genelleştirerek değil, özelleştirerek ve bireyselleştirerek hareket edin, çünkü insanlarda iz bırakmanın yolu genellemekten değil, bireyselleştirip özelliştirmekten geçer ve sonuncusu ise sizin için bir şey yaparak hayatınıza anlam katan insanlara yaptıkları hareketin sizi nasıl etkilediğini ve sizde nasıl olumlu duygular doğurduğunu göstermek için içi dolu teşekkür edin.İçi dolu teşekkür, kuru ve iki kelimeden oluşan “Teşekkür ederim” den farklıdır ve içinde olumlu yönde etkilenmişliğin huzur ve mutluluğu saklıdır.

İlişkilerde her zaman yanlışları değil doğruları yakalamak, iletişim becerilerini geliştirmek ve en etkin şekilde kullanmak, ilişkilerde genelleştirerek değil, özelleştirerek ve bireyselleştirerek hareket etmek, hayatın anlamını çoğaltan insanlara içi dolu teşekkür etmek, “Duygusal Banka Hesabı”na yatırım yapmanın en önemli ve etkin araçları ve yöntemidir.

Bu yöntemleri bilerek kullanmak ve kullanarak geliştirmek, hem diğerleri üzerinde muazzam bir çekim gücü oluşturur, hem de “Duygusal Banka Hesapları” nı doldurur. Duygusal banka hesapları dolu olan ve çok olan insanlar, diğerlerince tercih edilen ve yakın olmak istenilen kişilerdir. Çünkü; insanlar her zaman birlikteyken kendilerini iyi hissetikleri insanlara yakın, kötü hissettikleri insanlara da uzak durmak isterler.Bu ifadenin bir diğer anlamı da şudur; “Duygusal Banka Hesabı” dolu olupta aynı tür hesapları doldurmaya niyetli, istekli ve iletişim becerileri güçlü insanlar her zaman çevrelerine güven verirler ve mutluluk, neşe, huzur saçarlar.

Aşağıdaki ifadeler, bu programın temel mesajları arasında yer almakta olup, içerdiği bilgilerle öğretmenlere içi sevgi ve anlayış dolu sağlıklı bir eğitim ortamı yaratmalarında yol göstermektedir.

  • İnsan ilişkilerinde her zaman seçilmiş tepkiler, seçilmiş karşılıkları doğurur; seçilmemiş, gelişigüzel tepkiler ise seçilmemiş ve gelişigüzel tepkileri doğurur.
  • Dinlemenin kazanımı, değişimdir. Çünkü; konuştuğunuz zaman, o ana kadar bildiğiniz şeyleri söylersiniz, dinlediğiniz zaman ise sizin bilmediğiniz fakat başkalarının bildiği şeyleri öğrenirsiniz.
  • İnsanlar anlaşıldıklarını gördüklerinde, sizin bakış açınızı anlamaya daha hevesli olurlar.
  • İletişim; sizin ne anlattığınız değil, karşıdakinin ne anladığıdır. Çünkü; hiç kimse anlamak istemeyen birisi kadar sağır olamaz.İşte bu sebepten; ne kadar bilirsen bil ve ne söylersen söyle söylediklerin ancak karşıdakinin anladığı kadardır.
  • İletişimin zamanlaması çok önemlidir.Yanlış zamanda iletilen doğru mesaj fonksiyonunu yitirir.
  • Kelimeler güçlüdür, fakat iletişimin sadece küçük bir kısmını oluşturur; bedeniniz, hareketleriniz, tavırlarınız ve davranışlarınızda iletişim kurar.

Not:  “Farkındalığı Arttıran, Sıradışı Etki Yaratan ve İz Bırakan” Eğitim Semineri,  okullarda ve diğer eğitim kurumlarında görevli öğretmenler ve yöneticiler için süre olarak 1 günlük seminerler, yada isteğe bağlı olmak üzere sayıca çok geniş katılımcı gruplarına yönelik 2 saatlik yada içeriği geniş tutularak 1/2 günlük konuşma programları olarak organize edilmekte ve İlhan Ürkmez`in ilgi uyandıran ve profesyonel  anlatımıyla sunulmaktadır.

 

WhatsApp ile Bilgi Alın!